Zengin çiçek florasına rağmen iklim şartları nedeniyle bal üretiminde beklenen verimi alamayan arıcılar, gençlerin sektöre ilgisizliği ve yaylalardaki betonlaşma nedeniyle de zor günler geçiriyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi, sahip olduğu zengin bitki ve çiçek florasına rağmen arıcılıkta istenilen üretim seviyesine ulaşamıyor. Bölgede değişken hava koşulları bal verimini düşürürken, yaylalardaki yapılaşma ve arıcılığa olan genç ilgisinin azalması da sektörün geleceği açısından endişe oluşturuyor.
Uzmanlara göre özellikle Trabzon ve çevresinde arıcılar, iklim şartlarının üretimi sınırlaması nedeniyle sezon boyunca farklı illere göç etmek zorunda kalıyor. Arıcıların üretim amacıyla Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Van gibi illere yöneldiği belirtiliyor.
Gümüşhane’ye Uzanan Arıcılık Göçü
Doğu Karadeniz’de çiçek florasının oldukça zengin olmasına rağmen hava şartlarının bu potansiyelin değerlendirilmesini güçleştirdiği ifade ediliyor. Bu nedenle bölgedeki arıcılar Zigana Dağı’nı aşarak Gümüşhane başta olmak üzere farklı illerde üretim yapıyor.
Uzmanlar, Trabzon’da ağırlıklı olarak kestane ve orman gülü balı üretildiğini, ancak her iki üründe de çeşitli sorunların yaşandığını belirtiyor. Orman gülü balının içerdiği toksik maddeler nedeniyle üretim ve pazarlama açısından önemli kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu, kestane balında ise gal arısının çiçeklenmeyi olumsuz etkileyerek verimi düşürdüğü kaydediliyor.
Bal Hasadı Beklentiyi Karşılamadı
Bu yılki bal sezonunun da arıcıların beklentilerini karşılamadığı bildirildi.
Uzman değerlendirmelerine göre bazı bölgelerde geçen yıla kıyasla kısmi iyileşme yaşansa da yağış yetersizliği, sıcak rüzgârlar ve kırağı gibi hava olayları bal oluşumunu olumsuz etkiledi.
Sezonun son 10 yıl içerisinde ortalama bir dönem olarak değerlendirilebileceği, yüksek verimli bir üretim sezonunun geride kalmadığı ifade ediliyor.
Gençler Arıcılıktan Uzaklaşıyor
Arıcılık sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri de gençlerin bu mesleğe yeterince ilgi göstermemesi.
Uzmanlar, arıcılığın çoğunlukla ana mesleğin yanında ek gelir amacıyla yapıldığını ve sektörde yaş ortalamasının giderek yükseldiğini belirtiyor. Yaşlı arıcıların sağlık sorunları nedeniyle zamanla üretimden çekilmesi, buna karşılık genç kuşağın arıcılığa mesafeli yaklaşması sektördeki üretici sayısının azalmasına neden oluyor.
Buna rağmen eğitim alarak büyük ölçekli arıcılığa yönelen gençlerin de bulunduğu, özellikle ailesinde arıcılık geçmişi olanların sektöre daha kolay adım attığı belirtiliyor.
Bal İhracatında Yeni Umut
Sektörün önemli sorunlarından biri de bal ihracatında yaşanan daralma.
Geçmiş yıllarda yurt dışına gönderilen bazı balların geri çevrilmesinin ardından ihracatta gerileme yaşandığı belirtilirken, balın analizinde kullanılan teknolojik altyapının daha etkin hale gelmesinin ihracata yeniden ivme kazandırabileceği ifade ediliyor.
Bölgedeki üreticilerin ballarını Türkiye genelinde daha geniş bir pazara ulaştırabilmesi amacıyla yeni pazarlama ağlarının oluşturulması yönünde çalışmalar yürütüldüğü kaydediliyor.
Yaylalardaki Betonlaşma Arıları da Vuruyor
Arıcılığın geleceğini tehdit eden bir diğer unsur ise yaylalardaki yapılaşma.
Uzmanlar, yaylalarda betonlaşmanın artmasıyla arıların beslenebileceği çiçekli alanların giderek daraldığına dikkat çekiyor. Doğal alanların azalmasının yalnızca bal üretimini değil, arıların yaşam alanlarını ve ekolojik dengeyi de olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Baraj ve benzeri büyük yapılaşmaların da bölgedeki doğal denge ve iklim koşulları üzerinde etkili olabileceği ifade edilirken, son yıllarda yaşanan arı kayıplarının çevresel değişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Doğu Karadeniz’de arıcılığın sürdürülebilirliği için doğal alanların korunması, gençlerin sektöre kazandırılması ve üreticilerin daha güçlü pazarlama imkânlarına kavuşması önem taşıyor. Bölgenin zengin florasının üretime daha fazla kazandırılması halinde ise özellikle Gümüşhane’nin de arıcılık açısından önemli bir üretim merkezi olma potansiyeli bulunuyor.
