GÜMÇEV ve KARGÜMDER iş birliğiyle İstanbul Kartal’da düzenlenen panelde, Gümüşhane’deki madencilik faaliyetlerinin çevresel, hukuki ve toplumsal etkileri uzman isimler tarafından değerlendirildi. Panelde çevre hukukunun temel ilkeleri ve hukuki mücadele yolları ele alındı.
İstanbul’da Gümüşhane’nin Çevre Sorunları Masaya Yatırıldı
Gümüşhane Koruma Platformu (GÜMÇEV) ile Kartal Gümüşhaneliler Derneği (KARGÜMDER) iş birliğinde, İstanbul Kartal Belediyesi Soğanlık Kültür Merkezi’nde “Gümüşhane’de Vahşi Madencilik Farkındalık Paneli” düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen panelde, Gümüşhane’de yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevresel, hukuki ve toplumsal boyutları kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Panelin moderatörlüğünü Avukat Şengül Tarhan Buztaş üstlenirken, Mühendis-Çevreci Derya Sever, Avukat Ali Haydar Dereli, Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük ve Çevreci-Tarihçi Musa Şahin konuşmacı olarak katıldı.
Amaç: Doğal Mirası Gelecek Nesillere Aktarmak
Panelde konuşmacılar, Gümüşhane’nin doğal zenginliklerinin korunmasının önemine dikkat çekerek, çevresel tahribatın önlenmesi için bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi ve hukuki mücadelenin etkin şekilde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Katılımcılar, çevre hakkının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de ortak hakkı olduğuna vurgu yaparak, doğal yaşamın korunmasına yönelik toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine işaret etti.
“Sağlıklı Bir Çevrede Yaşamak Anayasal Haktır”
Panelin hukuk bölümünde söz alan Avukat Ali Haydar Dereli, çevre hukukunun temel dayanağının 1982 Anayasası’nın 56. maddesi olduğunu hatırlattı.
Dereli, Anayasa’da yer alan “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmünü anımsatarak, çevrenin korunmasının hem kamu kurumlarının hem de vatandaşların ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
Gümüşhane’de açılan çevre davalarının da bu anayasal güvence doğrultusunda yürütüldüğünü belirten Dereli, Çevre Kanunu kapsamında koruma, atık yönetimi ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik hukuki süreçlerin takip edildiğini ifade etti.
Çevre Hukukunun Temel İlkeleri Anlatıldı
Panelde çevre hukukunun temelini oluşturan beş ilke de ayrıntılarıyla ele alındı.
Konuşmalarda, çevresel zarar oluşmadan önce önlem alınmasını öngören önleme ilkesi, çevreye verilen zararın maliyetinin sorumlu kişi veya kuruluş tarafından karşılanmasını esas alan kirleten öder ilkesi, ekonomik kalkınma ile çevrenin birlikte korunmasını hedefleyen sürdürülebilir kalkınma ilkesi, bilimsel belirsizlik durumlarında dahi çevreyi koruyacak tedbirlerin alınmasını öngören ihtiyat ilkesi ve vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını esas alan katılım ilkesi hakkında bilgi verildi.
ÇED Süreçlerinin Önemi Vurgulandı
Konuşmacılar, barajlar, maden sahaları, termik santraller ve büyük altyapı projelerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olduğunu hatırlatarak, bu süreçlerin çevrenin korunması açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi.
Çevre mevzuatına aykırı faaliyet gösteren işletmeler hakkında idari para cezaları, faaliyet durdurma, ruhsat iptali ve işletme kapatma gibi yaptırımların uygulanabileceği belirtilirken, Türk Ceza Kanunu kapsamında çevrenin kasten veya ihmalle kirletilmesi gibi fiillerin hapis cezasına kadar uzanan hukuki sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
Gümüşhane İçin Hukuki Mücadelenin Süreceği Mesajı
Panel sonunda, Gümüşhane’de çevreyi tehdit ettiği değerlendirilen projelere karşı hukuki yolların etkin şekilde kullanılmasının önemine dikkat çekildi. Özellikle ÇED olumlu kararlarının iptali ve maden ruhsatlarına yönelik açılan davaların, doğal yaşamın korunması açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, çevre konusunda toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiği vurgulandı.





