İçindekiler
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, TBMM gündemindeki 12 maddelik kanun teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmede, terörle mücadelenin hukuk devleti ilkelerinden taviz verilerek yürütülemeyeceğini belirterek, “Terörsüz Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Ancak hukuk devletinden vazgeçilerek kalıcı barış sağlanamaz” dedi.
Türkiye’nin terör belasından tamamen kurtulmasının 86 milyon vatandaşın ortak arzusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zafer Ulutaş, silahların susmasının, PKK terör örgütünün kayıtsız ve şartsız tasfiye edilmesinin ve şehit haberlerinin sona ermesinin herkesin ortak beklentisi olduğunu ifade etti.
Ancak bu hedefe ulaşırken hukukun temel ilkelerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Ulutaş, TBMM’ye sunulan 12 maddelik teklifin sadece teknik bir kanun değişikliği olmadığını söyledi.
“Hukuk Devleti İlkesi Zedeleniyor”
Teklifin, PKK/KCK ve bağlantılı yapılanmalara ilişkin adli süreçleri olağan hukuk düzeninin dışına çıkardığını savunan Ulutaş, düzenlemenin Anayasa’nın üstünlüğü, hukuk devleti ilkesi ve milli vicdan açısından ciddi tartışmalar doğuracağını ifade etti.
Anayasa’nın 11. maddesini hatırlatan Ulutaş, suç ve cezanın siyasi tercihlere göre şekillendirilemeyeceğini belirterek, teklif kapsamında terör örgütü yöneticiliği, üyeliği, örgüte yardım, propaganda ve terörizmin finansmanı gibi ağır suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların uzun süre askıda bırakılmasının cezasızlık tartışmalarını beraberinde getireceğini söyledi.
“Örtülü Af Tartışması Doğurur”
Ulutaş, düzenlemenin kamuoyunda “örtülü af” tartışmalarına neden olacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Binlerce askerimizin, polisimizin, güvenlik korucumuzun ve masum vatandaşımızın kanına bulaşmış bir terör örgütüne yönelik özel bir cezasızlık alanı oluşturulması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Bunun adı hukuki reform değil, kamu vicdanında örtülü af ve cezasızlık rejimi tartışması doğuran bir düzenlemedir.”
“Yargı Yetkisi İdari Kurullara Devredilemez”
Prof. Dr. Zafer Ulutaş, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin idari mekanizmalara bağlanmasının Anayasa’nın 138. maddesiyle güvence altına alınan yargı bağımsızlığı ilkesini zedeleyeceğini ifade etti.
Bağımsız mahkemelerin yetkilerinin siyasi iradenin etkisine açık idari yapılara bırakılmasının kuvvetler ayrılığı ilkesini de zayıflatacağını belirten Ulutaş, bunun hukuk güvenliğini tehlikeye atacağını söyledi.
“Sorumsuzluk Zırhı Hukuk Devletiyle Bağdaşmaz”
Teklifte yer alan ve süreci yöneten kamu görevlileri ile siyasi aktörlere hukuki, idari ve cezai sorumsuzluk sağlayan düzenlemeye de tepki gösteren Ulutaş, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer yapılan işlemler tamamen hukuka uygunsa, bu süreci yönetenlere neden peşinen bir sorumsuzluk zırhı getirilmektedir? Hiçbir kamu görevlisi ve hiçbir siyasi makam hukukun üstünde değildir. Hukuki denetimi ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.”
“İktidar Bu Sorulara Cevap Vermelidir”
Ulutaş, iktidarın kamuoyu adına cevaplaması gereken önemli sorular bulunduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“PKK ve KCK’nın bütün unsurları kayıtsız ve şartsız teslim olmadan hangi pazarlık yürütülmektedir? Sürecin başarısız olması halinde ortaya çıkacak hukuki ve toplumsal sonuçların sorumluluğunu kim üstlenecektir? Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terör mağdurlarının adalet beklentisi hangi siyasi hesaplara feda edilmektedir?”
“Vatan Savunması Maliyet Hesabıyla Ölçülemez”
İktidarın terörün sona ermesiyle sağlanacağı öne sürülen ekonomik tasarruf söylemlerini de eleştiren Ulutaş, vatan savunmasının hiçbir zaman maliyet hesabıyla değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
“Türk milleti tarih boyunca vatanı için en büyük fedakârlıkları yapmıştır. Vatan savunması devletin varlık sebebidir. Terörle mücadele hiçbir zaman bütçe kalemi ya da ekonomik hesap konusu olamaz.”
“Terör Biterken Hukuk da Bitmemelidir”
Açıklamasının sonunda hukuk devletinin korunmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zafer Ulutaş, şu ifadelerle değerlendirmesini tamamladı:
“Bugün yapılan tercih yalnızca bir kanun değişikliği değildir. Tercih, hukuk devleti ile hukuk dışı istisna rejimi arasında yapılmaktadır. Anayasa’nın üstünlüğü, kanun önünde eşitlik ve yargı bağımsızlığı hiçbir siyasi hedef uğruna zedelenemez. Terör sona ererken hukukun da sona ermesine, adaletin askıya alınmasına asla izin verilmemelidir. Çünkü hukukun feda edildiği yerde kazanan millet değil, hukuksuzluk olur.”




