Zafer Ulutaş: “Millet iradesi hiçbir istatistik tablosuna sığmaz”
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı, Gümüşhaneli hemşehrimiz Prof. Dr. Zafer Ulutaş, kamuoyu araştırmaları üzerinden yürüyen siyasi tartışmalara ilişkin kapsamlı ve dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Anketlerin demokrasilerde seçmen eğilimlerini anlamak için önemli araçlar olduğunu belirten Ulutaş, Türkiye’de son yıllarda bu araştırmaların yalnızca ölçüm yapan teknik çalışmalar olmaktan çıkarak siyasi algı ve rekabet dengelerini etkileyen unsurlar olarak tartışıldığını ifade etti. Ulutaş, kamuoyunda giderek daha yüksek sesle dile getirilen temel sorunun ise net olduğunu söyledi: “Anketler seçmeni mi ölçüyor, yoksa seçmeni yönlendiren bir araç haline mi geliyor?”
Siyasette Anketlerin Artan Gücü
Son yıllarda televizyon ekranlarında ve sosyal medya platformlarında kamuoyu araştırmalarının siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldiğini belirten Ulutaş, özellikle 2017 anayasa değişikliği sonrasında şekillenen yeni yönetim sistemiyle birlikte siyasetin daha bloklu ve keskin hatlarla ayrılan bir yapıya taşındığını vurguladı. Bu dönüşümün, kamuoyu anketlerinin siyaset üzerindeki etkisini belirgin biçimde artırdığını dile getiren Ulutaş, yapılan araştırmaların artık yalnızca seçmen eğilimlerini ölçen teknik çalışmalar olarak görülmediğini söyledi.
Toplumun önemli bir kesiminde bu araştırmaların siyasi algı üretiminde kullanıldığı yönünde güçlü bir kanaat bulunduğunu ifade eden Ulutaş, tartışmaların merkezinde anketlerin siyasi rekabeti doğal akışından uzaklaştırarak fiilen iki partili bir siyasi düzene zemin hazırladığı yönündeki algının yer aldığını belirtti. Kamuoyunda bazı araştırma şirketlerinin siyasi çevrelerle finansal ilişkiler içinde olduğu yönündeki görüşlerin de anketlerin yalnızca ölçüm aracı değil, siyasi rekabeti yönlendiren bir unsur olarak değerlendirilmesine yol açtığını kaydetti.
Tartışmaların Odağında Güven Sorunu Var
Kamuoyu araştırmalarında farklı sonuçların ortaya çıkmasının teknik açıdan normal kabul edildiğini vurgulayan Ulutaş, örneklem büyüklüğü, araştırmanın yapıldığı bölgeler, veri toplama yöntemi, kararsız seçmenin dağıtılma biçimi ve soru tekniklerinin sonuçları doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. Özellikle küçük partiler söz konusu olduğunda hata payının daha belirgin hale geldiğini, yüzde 2 civarında görülen bir partinin farklı araştırmalarda yüzde 1 ya da yüzde 4 olarak ölçülmesinin istatistiksel olarak mümkün olduğunu söyledi.
Ancak tartışmaların büyümesine yol açan temel unsurun teknik farklılıklar değil, güven sorunu olduğunun altını çizen Ulutaş, Türkiye’de anketlerin iki partili siyasi yapıyı güçlendirmek amacıyla kullanıldığı yönünde güçlü bir algı oluştuğunu dile getirdi. Bazı araştırmalarda küçük ve orta ölçekli muhalefet partilerinin seçenekler arasında yer almaması, “diğer partiler” başlığı altında gösterilmesi ya da kamuoyunda yükseliş eğilimi yakalayan siyasi hareketlerin sonraki anketlerde görünürlüğünün azalmasının bu algıyı beslediğini ifade etti. Benzer şekilde bir partinin bir ankette düşük seviyelerde ölçülürken başka bir ankette birkaç kat yüksek gösterilmesinin teknik olarak mümkün olduğunu, ancak bunun kamuoyunda tarafsızlık tartışmalarını derinleştirdiğini söyledi.
Anketler Seçmen Davranışını Etkiliyor mu?
Bu tablonun yalnızca siyasi partiler arasındaki rekabeti değil, demokratik temsilin niteliğini de etkileyebileceğini belirten Ulutaş, seçmen davranışında “oyum boşa gitmesin” düşüncesinin önemli bir rol oynadığını ifade etti. Anketlerin siyaseti sürekli iki ana aktör üzerinden göstermesinin, seçmenin alternatif siyasi hareketlere yönelmesini zorlaştırabileceğini ve çok sesli demokratik yapıyı zayıflatabileceğini kaydetti.
Kamuoyu araştırmalarının seçmen psikolojisi üzerinde iki temel etkisinin bulunduğunu belirten Ulutaş, bunlardan ilkinin seçmenin kazanan tarafta yer alma eğilimini ifade eden güçlüye katılma davranışı olduğunu, yüksek oy oranında gösterilen partilerin kararsız seçmen için daha cazip hale gelebildiğini söyledi. Diğer etkinin ise mağdura destek eğilimi olduğunu ifade eden Ulutaş, geri planda bırakıldığı ya da haksızlığa uğradığı algısı oluşan siyasi aktörlerin bazı seçmenlerden destek görebildiğini belirtti. Araştırmalarda yanılgıya yol açabilen bir diğer unsurun ise “utangaç seçmen” olgusu olduğunu, sosyal baskı veya siyasi kaygılar nedeniyle gerçek tercihini açıklamayan seçmenlerin anket sonuçlarının sapmasına neden olabildiğini dile getirdi.
Avrupa’da Şeffaflık Uygulamaları
Birçok Avrupa ülkesinde kamuoyu araştırmalarının daha sıkı düzenlemelere tabi olduğunu hatırlatan Ulutaş, bazı ülkelerde seçimlere kısa süre kala anket yayımlanmasının yasaklandığını ve bunun kararsız seçmenin psikolojik etkiler altında yön değiştirmesini önlemeyi amaçladığını ifade etti. Ayrıca birçok ülkede anket yayımlanırken finansman kaynağı, örneklem büyüklüğü, araştırmanın yapıldığı bölgeler, kullanılan yöntem ve hata payı gibi bilgilerin açık biçimde paylaşılmasının zorunlu olduğunu, bu şeffaflık uygulamalarının kamuoyunun araştırmalara duyduğu güveni artırmayı hedeflediğini söyledi.
Anket Bir Fotoğraftır, Kararı Sandık Verir
Anketlerin her zaman birebir sonucu göstermemesinin oldukça somut nedenleri bulunduğunu belirten Ulutaş, araştırmalar yapılırken toplumun her kesimine eşit ulaşmanın her zaman mümkün olmayabileceğini ifade etti. Genç seçmenler, kırsalda yaşayan vatandaşlar ya da telefona cevap vermeyen kesimlerin yeterince temsil edilememesinin sonuçları etkileyebileceğini söyledi. Soruların nasıl sorulduğunun dahi verilen cevabı değiştirebildiğini, kararsız seçmenlerin hangi partiye nasıl dağıtıldığının sonuçları doğrudan etkileyen önemli bir faktör olduğunu vurguladı. Ayrıca siyasetin çok hızlı değiştiği dönemlerde bugün yapılan bir anketin kısa sürede geçerliliğini yitirebileceğini belirtti.
Değerlendirmesinin sonunda demokratik ilkeye güçlü bir vurgu yapan Ulutaş, “Anketler bir fotoğraf çeker; ancak çoğu zaman gerçeğin tamamını değil, yalnızca o anın görüntüsünü yansıtır. Algılar oluşturulabilir, tablolar çizilebilir. Ancak demokrasilerde sonucu belirleyen grafikler değil, sandığa yansıyan tercihtir. Millet iradesi hiçbir istatistik tablosuna sığmayacak kadar güçlüdür” ifadelerini kullandı.
