Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Ulutaş, gıda enflasyonunun kalıcı biçimde düşürülmesi ve üreticinin güçlendirilmesi için modern kooperatifçilik modelinin stratejik önem taşıdığını belirterek, güçlü ve profesyonel yönetilen kooperatif yapılarının hem üretici gelirini artıracağını hem de tüketici fiyatlarını dengeleyeceğini vurguladı.
Mutfaktaki Yangının Anahtarı Tarlada Saklı
Tek başına bir çiftçinin dev market zincirlerine ve küresel hammadde piyasalarına karşı rekabet etmesinin zor olduğunu belirten Ulutaş, mutfaktaki yüksek fiyatların ve üretici maliyet baskısının çözümünün yeni bir modelde değil, doğru uygulanmış kooperatifçilikte bulunduğunu ifade etti. Yaklaşık 150 yıl önce temelleri atılan modern kooperatifçilik modelinin doğru yönetildiğinde gıda enflasyonunun en etkili panzehirlerinden biri olabileceğini söyledi.
Birlikten Doğan Ekonomik Zırh
Modern kooperatifçiliğin yalnızca bir dayanışma kültürü değil, üreticiye doğrudan kazanç sağlayan güçlü bir üretim ve pazarlama sistemi olduğunu dile getiren Ulutaş, kooperatiflerin aracı zincirini azaltarak küçük üreticinin sınırlı üretim gücünü büyük bir pazarlık avantajına dönüştürdüğünü kaydetti. Bu modelin üretim riskini paylaşan ve tarımın sürdürülebilirliğini sağlayan sosyal bir güvence sistemi niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Avrupa’da Kooperatifler Sektörü Yönetiyor
Avrupa ülkelerinde kooperatiflerin tarım sektörünün belirleyici aktörleri olduğunu belirten Ulutaş, Hollanda, Danimarka ve Fransa’da tarımsal pazarlamanın büyük bölümünün kooperatifler aracılığıyla gerçekleştiğini ifade etti. Bu modelde çiftçinin yalnızca hammadde üretmediğini, ürünün işlendiği tesislerin, markaların ve lojistik ağlarının da ortağı olarak katma değerin her aşamasından pay aldığını söyledi.
Çiftçinin Kendi Finans Gücü
Rabobank ve Credit Agricole gibi dünyanın önde gelen bankalarının kooperatif kökenli olduğunu hatırlatan Ulutaş, üreticinin kendi finans kurumlarına ortak olduğu sistemlerde krediye erişimin kolaylaştığını ve yatırımların hızlandığını belirtti.
Türkiye Neden Geride Kaldı?
Türkiye’de kooperatiflerin tarımsal pazardaki payının yüzde 10–15 seviyelerinde kaldığını ifade eden Ulutaş, ürünlerin işlenmeden satılması, profesyonel yönetim eksikliği ve dağınık örgütlenme yapısının en önemli sorunlar arasında yer aldığını kaydetti.
Başarıya Ulaşan Yerli Modeller
Pankobirlik’in oluşturduğu Torku markasının üretimden satışa kadar süreci kontrol eden başarılı bir model olduğunu belirten Ulutaş, Tire Süt Kooperatifinin de kırsal kalkınma açısından uluslararası alanda örnek gösterilen uygulamalar arasında yer aldığını söyledi.
Çıkış Yolu: Zihniyet Değişimi
Kooperatiflerin sosyal yardım kuruluşu gibi değil, rekabetçi ekonomik yapılar olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, belirli ürünlerde uzmanlaşan, teknolojiyi ortak kullanım imkânı sunan ve profesyonel yöneticiler tarafından yönetilen kooperatiflerin tarımda verimliliği ve üretici gelirini önemli ölçüde artıracağını ifade etti.
Sonuç: Kooperatifçilik Stratejik Zorunluluk
Prof. Dr. Zafer Ulutaş, gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmenin ve çiftçiyi üretimde tutmanın yolunun güçlü üretici örgütlenmesinden geçtiğini belirterek, “Kooperatifçilik artık bir tercih değil, gıda güvenliği açısından stratejik bir zorunluluktur. Çiftçi kaybederse yalnız üretim değil, sofradaki bereket de kaybedilir” değerlendirmesinde bulundu.
