İçindekiler
- Kelkit’te 3 Metreyi Aştı, Gözler Kış Şartlarına Çevrildi
- Bir Kez Dikiliyor, Yıllarca Biçilebiliyor
- Rektör Yıldız: “Alternatif Bir Besin Kaynağı Olmasını Arzu Ediyoruz”
- Prof. Dr. Yolcu: “Yem Maliyetlerinin Düşürülmesine Katkı Sağlayabilir”
- Mısır ve Yoncanın Yerini Almayacak, Onları Tamamlayacak
- Asıl Sınav Kıştan Sonra Verilecek
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde deneme amacıyla yetiştirilen, 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otu, yüksek verimi ve uzun ömürlü yapısıyla hayvancılıkta kaba yem açığının azaltılması için umut oldu. Gümüşhane Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, Afrika kökenli bitkinin bölgenin sert kış şartlarına dayanıklılığı ve süt sığırcılığında kullanılabilirliği inceleniyor.
Kelkit’te 3 Metreyi Aştı, Gözler Kış Şartlarına Çevrildi
Gümüşhane’de hayvancılıkta yem maliyetlerini düşürmek ve alternatif kaba yem kaynaklarını geliştirmek amacıyla yeni bir bitki üzerinde çalışma başlatıldı. Gümüşhane Üniversitesinin tarımsal üretime katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü Ar-Ge çalışması kapsamında Kelkit’te yetiştirilen fil otu, gelişimi ve verim potansiyeliyle dikkat çekti.
Doğan Besi İşletmesinin arazisinde deneme amacıyla dikilen ve 3 metreyi aşan boya ulaşan bitki, hasat aşamasına geldi. Araştırmanın en önemli ayağını ise fil otunun Kelkit’in soğuk kış şartlarını atlatıp atlatamayacağı ve ilkbaharda yeniden gelişim gösterip gösteremeyeceği oluşturuyor.
Bir Kez Dikiliyor, Yıllarca Biçilebiliyor
Uygun koşullarda 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabilen fil otu, her yıl yeniden ekilmesi gereken silajlık mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendiriliyor. Bölge şartlarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebilen bitkiden, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebildiği belirtiliyor.
Mısıra kıyasla daha düşük su ihtiyacıyla öne çıkan fil otunun, yüksek bitkisel kütle oluşturması ve protein oranı bakımından sağladığı avantajlar da araştırmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Ancak bitkinin bölge hayvancılığına sağlayacağı katkının belirlenmesi için yalnızca verim yeterli olmayacak. Hasat sonrasında yapılacak besin içeriği analizleri ve süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleriyle fil otunun yem değerinin de ortaya konulması hedefleniyor.
Rektör Yıldız: “Alternatif Bir Besin Kaynağı Olmasını Arzu Ediyoruz”
Fil otu hasadını yerinde inceleyen Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, çalışmanın bölge hayvancılığına katkı sunması amacıyla başlatıldığını belirtti.
Yıldız, “Geçtiğimiz yıl bölgemizde hayvancılığa nasıl destek olabiliriz, yeni besin kaynaklarını nasıl bulabiliriz diye düşünürken fil otu adı verilen bitkiyle ilgili bir deneme yapmaya karar verdik. Üniversitemizdeki hocalarımızdan destek istedik. Bitkinin çeliklerini temin ederek Doğan Besi İşletmesinin arazisine diktik ve yetiştirilmesi için kendilerine emanet ettik. Sağ olsunlar, bitkilere çok iyi baktılar. Bugün 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otlarını hasat aşamasına getirdik” dedi.
Çalışmanın bir Ar-Ge araştırması olduğunu vurgulayan Yıldız, fil otunu yılda üç kez verim alınabilen mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
Yıldız, “Bitkinin bölgemizin kış şartlarını atlatarak yeniden gelişim göstermesi ve özellikle süt sığırcılığında yem olarak kullanılabilmesi hâlinde, çiftçilerimiz için alternatif bir ürün olmasını arzu ediyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçlar gayet güzel. Hasat sonrasında bitkinin su, lif, nişasta, protein ve şeker içerikleri incelenecek. Doğan Besi İşletmesinde süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleri de yapılacak” diye konuştu.
Araştırmadan olumlu sonuçlar alınması durumunda fil otunun bölgede hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılmasının önünün açılabileceğini belirten Yıldız, çalışmanın sonuçlarından umutlu olduklarını dile getirdi.
Prof. Dr. Yolcu: “Yem Maliyetlerinin Düşürülmesine Katkı Sağlayabilir”
Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu da fil otunun farklı iklim koşullarındaki performansını belirlemek amacıyla deneme üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bitkinin Afrika’nın tropikal ve subtropikal bölgeleri kökenli olduğunu belirten Yolcu, fil otunun zamanla Güney Amerika, Malezya ve Endonezya gibi bölgelere yayıldığını kaydetti.
Türkiye’de Ege ve Akdeniz bölgelerinde fil otu üzerine çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Yolcu, Kelkit’teki araştırmayla bitkinin daha soğuk iklim koşullarındaki performansını ortaya koymayı amaçladıklarını ifade etti.
Yolcu, “Fil otunu, bölgemizde yaklaşık 20 yıldır yetiştirilen silajlık mısırla karşılaştırdığımızda önemli farklılıklar görüyoruz. Silajlık mısır her yıl yeniden ekilirken fil otu bir kez dikildikten sonra 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabiliyor. Bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Kuru madde verimi bakımından silajlık mısırın yaklaşık iki katına ulaşabilen bitkiden, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebiliyor” dedi.
Mısır ve Yoncanın Yerini Almayacak, Onları Tamamlayacak
Su kaynaklarının giderek önem kazandığı günümüzde fil otunun daha düşük su ihtiyacının önemli bir avantaj olduğunu belirten Yolcu, bitkinin yüksek verimi ve farklı alanlarda yetiştirilebilme potansiyeli sayesinde bölgedeki kaba yem üretimine katkı sağlayabileceğini söyledi.
Fil otunun protein oranının silajlık mısıra göre daha yüksek, enerji değerinin ise biraz daha düşük olduğuna dikkat çeken Yolcu, bitkinin mevcut yem kaynaklarının doğrudan yerine geçecek bir ürün olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Yolcu, “Fil otunu mısırın veya yoncanın doğrudan alternatifi olarak değil, mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilecek bir ürün olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Asıl Sınav Kıştan Sonra Verilecek
Kelkit’te yürütülen çalışmanın en önemli aşamasını bitkinin kış şartlarına dayanıklılığının belirlenmesi oluşturuyor. İlkbaharda dikilen fil otları hasat edildikten sonra bitkilerin kış mevsiminin ardından yeniden gelişim gösterip göstermediği gözlemlenecek.
Araştırmadan beklenen sonuçların alınması hâlinde elde edilen verilerin bölge çiftçileriyle paylaşılması ve fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Kelkit’teki deneme, özellikle yem giderlerinin hayvancılık işletmeleri üzerindeki baskısını azaltabilecek alternatiflerin araştırılması bakımından önem taşıyor. Fil otunun bölgenin iklim şartlarına uyum sağlaması durumunda, Gümüşhane’de kaba yem üretimini çeşitlendirebilecek ve özellikle süt sığırcılığında üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sunabilecek yeni bir seçenek ortaya çıkabilir. Ancak bitkinin bölge için kalıcı bir alternatif olup olmayacağını kış sonrası gelişimi ve yapılacak besleme denemelerinin sonuçları belirleyecek.
