Karadeniz’de yüzyıllardır sürdürülen yaylacılık faaliyetleri, son dönemde alınan mera ve kiralama kararlarıyla yeni bir tartışmanın odağına yerleşti. Giresunlu yaylacılar Gümüşhane yaylarında kadim kullanım talebi istedi. Giresun’un Eynesil ilçesinden gelerek Gümüşhane’nin Kazıkbeli Yaylası’na bağlı Aksu, Barak, Apsaha, Dikme ve Davunlu obalarında hayvancılık yapan yaylacılar, uygulamalara tepki göstererek bir araya geldi…
Gümüşhane Yaylalarında Kararlılık Mesajı
Gümüşhane’de yaylaların korunması, kontrol altına alınması ve il sınırları içerisindeki kullanım yetkisinin netleştirilmesi amacıyla hayata geçirilen mera düzenlemeleri, bölgede yeni bir sürecin kapısını araladı. Özellikle Kazıkbeli Yaylası ve çevresindeki alanlara yönelik alınan kararların, Gümüşhane’nin idari sınırlarını güçlendirmeyi ve yaylalardaki kontrolsüz kullanımı önlemeyi hedeflediği değerlendiriliyor.
Uzun yıllardır farklı illerden gelen yaylacılar tarafından kullanılan bazı alanların kayıt altına alınmasıyla birlikte, yaylaların artık daha planlı ve denetimli bir şekilde kullanılmasının önü açılırken, alınan bu adımın ileride doğabilecek hak iddialarının önüne geçilmesi açısından da önemli olduğu ifade ediliyor.
36 Yayla Alanı İçin Tepki
Gümüşhane sınırları içerisinde yer alan ancak uzun yıllardır Giresunlu yaylacılar tarafından kullanılan 36 yayla yerleşim alanına yönelik alınan kararlar, özellikle Giresun cephesinde rahatsızlığa neden oldu. Gümüşhane İli Mera Komisyonu’nun söz konusu alanlarla ilgili aldığı ve dışarıdan kullanımını sınırlandıran kararların, yaylacılar tarafından “mağduriyet oluşturduğu” ileri sürüldü. Yaylacılar, bu durumun “kadim kullanım hakkı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Kadim Kullanım” Ne Anlama Geliyor?
Yaylacılar tarafından dile getirilen “kadim kullanım hakkı”, bölgede uzun yıllara dayanan fiili kullanımın tanınması talebi olarak öne çıkıyor. Ancak bu kavram, doğrudan bir mülkiyet hakkı anlamı taşımıyor.
Uzman değerlendirmelerine göre, bu tür talepler geçmiş kullanımın dikkate alınmasını ifade etse de, ilerleyen süreçte farklı iller arasında “hak iddiası” tartışmalarını da beraberinde getirebilecek hassas bir zemin oluşturabiliyor.
Kış Dönemi İddiaları
Yaylacılar, söz konusu obaların kış aylarında “boş alan” olarak gösterilerek mera statüsüne alındığını öne sürdü. Kararın askı sürecinde yeterli bilgilendirme yapılmadığını iddia eden vatandaşlar, yaylaların doğası gereği kış aylarında boş kalmasının “kullanım dışı” anlamına gelmeyeceğini dile getirdi.
Bu durumun, yaylacılık faaliyetinin mevsimsel yapısının göz ardı edilmesi anlamına geldiği ifade edildi.
“Bu Yaylalar Dedelerimizden Miras”
Toplantıda konuşan yaylacılardan Bahri Sofu, alanların aktif şekilde kullanıldığını belirterek,
“Bu yaylalar dedelerimizden bize miras. Buna rağmen ‘boş’ denilerek kiraya verilmek istenmesi kabul edilemez” dedi.
Faruk Bodur ise sürecin yalnızca bugünü değil, geleceği de ilgilendirdiğini belirterek,
“Geçmişten gelen kullanım ve fiili durum dikkate alınmadan yapılan uygulamalar ileride daha büyük hukuki sorunlara yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Valiliğin Uygulaması Faydalı mı?
Öte yandan Gümüşhane’de uygulamaya konulan mera düzenlemelerinin, il sınırları içerisindeki yaylaların kayıt altına alınması, planlı kullanımı ve kontrolsüz yaylacılığın önlenmesi açısından önemli olduğu değerlendiriliyor.
Bu tür düzenlemelerin, uzun vadede hem doğal dengenin korunması hem de kamu otoritesinin netleşmesi açısından fayda sağlayabileceği ifade ediliyor.
Gelecekte Hak İddiası Tartışması Doğar mı?
Uzmanlara göre, “kadim kullanım hakkı” söyleminin sınırlarının net çizilmemesi durumunda, ilerleyen yıllarda farklı iller arasında kullanım üzerinden hak iddialarının gündeme gelmesi ihtimali bulunuyor.
Bu nedenle sürecin hem hukuki hem de idari açıdan dikkatli yürütülmesi, mevcut kullanım alışkanlıkları ile resmi sınırlar arasında dengeli bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanıyor.
Süreç Yakından Takip Ediliyor
Toplantının ardından yaylacılar, kararın yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulunurken, bölge halkı ise hem üretimin sürdürülebilirliği hem de yaylacılık kültürünün korunması adına sürecin sağduyuyla yönetilmesini bekliyor.
Yaşanan gelişmeler, Karadeniz yaylalarında yalnızca bir kullanım meselesi değil, aynı zamanda kültürel ve idari bir denge arayışının sürdüğünü ortaya koyuyor.
