Beşiklerle Birlikte Ninniler de Sessizliğe Gömüldü
Bir zamanlar Gümüşhane’nin köylerinde yeni doğan bir bebek varsa, evde mutlaka bir beşik de olurdu. Sadece uyutmak için değil; ninnisiyle, çıngırağıyla, üzerindeki işlemeli örtüsüyle bir kültürün taşıyıcısı olan bu beşikler, bugün artık evlerin değil, hatıraların içinde yaşıyor.
Kendisi de Ninnisi de Tarih Oldu
Geleneksel beşikçilik, Gümüşhane’de olduğu gibi Anadolu’nun birçok yerinde unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alıyor. Dedelerimizin, ninelerimizin içinde büyüdüğü, sallanırken ninniler söylenen bu ağaç beşikler, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte yerini modern çocuk karyolalarına bıraktı.
Bugün Gümüşhane’de kaç usta, baba mesleği olan beşikçiliği çocuğuna öğretmeyi düşünüyor? Kaç genç bu mesleği öğrenmeye ihtiyaç duyuyor? Kaç aile, seri üretim mobilyalar yerine ahşap bir beşikte büyütmeyi tercih ediyor çocuğunu?
Köylerde Sadece Bebekler İçin Değil, Oyuncak Olarak da Yapılırdı
Gümüşhane köylerinde beşikler yalnızca bebekler için üretilmezdi. Çocukların oyunlarında kullanması için özel ölçülerde, küçük boyutlu beşikler de yapılırdı. Bu minik beşikler, kız çocuklarının oyuncaklarının en kıymetlilerinden olur; ninniler, daha oyun çağında kulaktan kulağa aktarılırdı.
Bugün bu oyuncak beşikler de, asılları gibi, yalnızca eski fotoğraflarda ve anlatılarda kaldı.
Süs Eşyasına Dönüşen Bir Meslek
Gerçek kullanım alanını büyük ölçüde kaybeden beşikçilik, artık Gümüşhane’de de süs eşyası, turistik obje ya da küçük ebatlı hatıra ürünleri olarak yaşam alanı bulmaya çalışıyor. Oysa bir zamanlar her beşik, “içinde candan bir parça yatacak” düşüncesiyle, özenle ve titizlikle yapılırdı.
Beşik: Bir Kelimeden Fazlası
Prof. Dr. Necati Demir, beşiği “süt çocuklarını yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan küçük karyola” olarak tanımlar. Ancak beşik, Türk kültüründe yalnızca bir eşya değildir; “bir şeyin doğup geliştiği yer” anlamını da taşır.
Dilimizde beşikle ilgili sayısız deyim, atasözü, ninni ve tekerleme bulunur. Beşik kertme, beşikten mezara kadar, bir beşiğe baş koymak gibi ifadeler; beşiğin kültürel hafızadaki yerini açıkça gösterir.
Gümüşhane Beşiklerinde Ağaç ve Ustalık Önemliydi
Gümüşhane ve Karadeniz coğrafyasında yapılan beşiklerde fındık, kızılağaç, gürgen, kayın ve ceviz gibi sağlam ağaçlar tercih edilirdi. Beşiklerin kasnakları sallanmayı kolaylaştıracak şekilde yapılır, üzerlerine işlemeli örtüler asılırdı.
Bu örtüler sadece süs için değil; bebeği ışıktan, sinekten ve dış etkenlerden korumak için kullanılırdı. Beşiğin ön kısmındaki halkalar ve çıngıraklar ise hem oyuncak hem de ninni vazifesi görürdü.
Tavandan Sallanan Beşikler de Vardı
Gümüşhane’nin eski evlerinde ve yayla yaşamında tavana asılan salıncak beşikler de yaygındı. Yer beşiklerine göre daha küçük olan bu modeller, özellikle çadır kültüründe ve ahşap evlerde tercih edilirdi. Kundak biçimindeki bu beşikler, çocukları yerde oluşabilecek kazalardan da korurdu.
Ninnilerle Birlikte Sessizliğe Gömülen Bir Kültür
Manilerde, türkülerde, masallarda sıkça karşımıza çıkan beşikler, bugün artık evlerde bile zor bulunuyor. Gümüşhane’nin köylerinde bir zamanlar her evde duyulan ninniler, beşiklerle birlikte sessizliğe gömülmüş durumda.
Geleneksel beşik kültürümüz, duyulmaz olan ninnilerle birlikte, tarihin tozlu sayfalarında nostaljik bir öykü olarak kalmaya devam ediyor.






