Gümüşhane Dayanışma Platformu (GÜDAP) Başkanı Kamil Koç, Kelkit Havzası’nın taşıdığı ekolojik ve stratejik öneme dikkat çekerek çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Havzanın yalnızca bir coğrafi alan olmadığını belirten Koç, “Kelkit Havzası, Anadolu’nun iklim krizine karşı ayakta kalan en güçlü doğal savunma hattıdır” dedi.
“Kelkit Havzası Bir Yaşam Koridorudur”
Kelkit Havzası’nın sahip olduğu mikroklimal yapı, endemik tür çeşitliliği ve jeomorfolojik özellikleriyle Anadolu’nun en önemli ekolojik bölgelerinden biri olduğunu ifade eden Kamil Koç, Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca şekillenen bu alanın tarih boyunca canlılar için doğal bir sığınak görevi üstlendiğini söyledi.
Koç, “Bugün küresel iklim krizinin etkileri her geçen gün daha sert hissedilirken Kelkit Havzası, geçmişte olduğu gibi gelecekte de birçok canlı türü için yaşam alanı olmaya devam edecektir. Bu bölge Anadolu’nun ekolojik hafızasıdır” ifadelerini kullandı.
“Şiran, Havzanın Su Kaynağıdır”
Havzanın doğu kapısında yer alan Şiran’ın stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Kamil Koç, özellikle Tomara Şelalesi’nin bölgenin yeraltı su potansiyelini ortaya koyan en önemli doğal değerlerden biri olduğunu vurguladı.
Şiran’ın yüksek plato yapısı sayesinde hem temiz su kaynaklarını koruduğunu hem de biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğine katkı sunduğunu kaydeden Koç, “Şiran, Kelkit Havzası’nın can damarını oluşturmaktadır. Buradaki doğal sistem zarar görürse tüm havza etkilenir” dedi.
“Kelkit Ovası Anadolu’nun Gen Bankasıdır”
Kelkit Ovası’nın binlerce yıllık verimli toprak yapısıyla bölgenin tarımsal üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Kamil Koç, antik Satala yerleşiminin de bu nedenle bölgede kurulduğunu söyledi.
Koç, “Kelkit Ovası sadece üretim alanı değil, aynı zamanda Anadolu’nun önemli bir biyolojik gen bankasıdır. Geleneksel tarım, temiz mera hayvancılığı ve su kaynakları bu bölgenin geleceği açısından hayati önemdedir” diye konuştu.
“Vahşi Madencilik Havzanın Geleceğini Tehdit Ediyor”
Havzanın bugün ciddi çevresel tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirten Kamil Koç, özellikle kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin büyük risk oluşturduğunu ifade etti.
Şiran çevresindeki maden arama çalışmalarının yeraltı su damarlarını tehdit ettiğini kaydeden Koç, Kelkit Ovası’nda ise plansız yapılaşma ve nehir yatağına müdahalelerin ekolojik dengeyi bozduğunu söyledi.
Koç açıklamasında, “Yukarı havzada oluşacak bir kirlilik domino etkisiyle tüm ekosistemi felakete sürükleyebilir. Kelkit Çayı hâlâ yaşayan bir nehir sistemidir ancak oldukça kırılgan bir yapıdadır” ifadelerine yer verdi.
“Kelkit Havzası Koruma Altına Alınmalıdır”
Havzanın geleceği için acil koruma politikalarının devreye alınması gerektiğini belirten Kamil Koç, bölgenin özel koruma statüsüne alınması çağrısında bulundu.
Koç, “Kelkit Havzası’nın kritik alanları ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ya da ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan edilmelidir. Su kaynaklarını tehdit eden, ekolojik dengeyi bozacak vahşi madencilik projelerine kesinlikle izin verilmemelidir” dedi.
“Bu Havza Anadolu’nun Yaşam Sigortasıdır”
Açıklamasının sonunda Kelkit Havzası’nın yalnızca bölge için değil tüm Anadolu için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Kamil Koç, şu değerlendirmede bulundu:
“Kelkit Havzası’nı korumak; Şiran’ın suyunu, Kelkit’in toprağını ve Anadolu’nun geleceğini korumaktır. Bu bölge kuraklaşan Anadolu’nun yaşam sigortasıdır. Eğer bu son ekolojik savunma hattı zarar görürse yalnızca bir coğrafya değil, Anadolu’nun biyolojik hafızası ve iklimsel direnci de kaybedilecektir.”






