Anahtar Parti Gümüşhane Merkez İlçe Başkanı Göktürk Artun, AK Parti Gümüşhane Merkez İlçe Başkanı Halil İbrahim Karahanoğlu’nun, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın’a yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Artun, yapılan değerlendirmelerin eleştiri sınırlarını aştığını belirterek, veriye dayalı uyarıların kişiselleştirilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.
“Gerçekleri Dile Getirmek Kamu Sorumluluğudur”
Gerçekleri dile getirmenin karamsarlık değil, kamu adına sorumluluk almak olduğunu vurgulayan Artun, bir akademisyenin ve siyasetçinin temel görevinin toplumu geçici bir rahatlık duygusuyla oyalamak değil; riskleri, yapısal sorunları ve alarm veren alanları açıkça ortaya koymak olduğunu ifade etti. Bu sorumluluğun “algı operasyonu” olarak nitelendirilmesini ise sorunlarla yüzleşmekten kaçınmanın bir yolu olarak değerlendirdi.
“90’lar Daha Kötüydü” Söylemi Verilerle Örtüşmüyor
“Bugün daha güvenliyiz” iddiasının sıkça tekrarlandığını ancak resmî verilerin bu söylemi desteklemediğini belirten Artun, cezaevlerindeki kişi sayısındaki artışa dikkat çekti. Artun, 1999 yılında 67 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısının, 2025 Aralık itibarıyla 433 bin 543’e ulaştığını hatırlatarak, “Eğer bugün daha güvenli bir toplumdaysak, bu dramatik artışı açıklamak zorundayız” dedi.
Suça Sürüklenen Çocuklar Yapısal Bir Krizi Gösteriyor
Tablonun en kaygı verici boyutunun çocuklar olduğunu ifade eden Artun, suça sürüklenen çocuk sayısının 2010 yılında 83 bin seviyesindeyken 2024’te 211 bin 946’ya çıktığını, aynı yıl 279 bin 600 çocuğun mağdur konumunda bulunduğunu söyledi. Bu rakamların münferit olaylarla açıklanamayacağını belirten Artun, çocukların hem suçun faili hem de mağduru hâline gelmesinin derin bir toplumsal krize işaret ettiğini dile getirdi.
“Güvenlik Kamerayla Değil, Nedenlerle Sağlanır”
Güvenlik anlayışının yalnızca teknolojik tedbirlerle sınırlanamayacağını vurgulayan Artun, çizgi film karakterlerinin isimlerini taşıyan çetelerin çocukları bilinçli biçimde suçta aparat olarak kullandığının güvenlik raporlarına yansıyan bir gerçek olduğunu ifade etti. Madde kullanımının ilkokul çağlarına kadar indiği bir ortamda “Türkiye geçmişe göre daha güvenlidir” söyleminin sorumsuz bir yaklaşım olduğunu belirten Artun, asıl meselenin olaylara müdahale süresi değil, bu olayların neden ortaya çıktığı olduğunu kaydetti.
“Okullar Hedef Değil, Önlem Alanlarıdır”
Okullara ilişkin uyarıların çarpıtıldığını belirten Artun, eğitim kurumlarının hedef alınmadığını özellikle vurguladı. Rehberlik hizmetlerindeki yetersizlikler, okul çevrelerinde artan madde riski ve akran zorbalığındaki yükselişin veriye dayalı gerçekler olduğunu ifade eden Artun, bu sorunları dile getirmenin okulları kötülemek değil, çocukları korumaya yönelik bir çağrı olduğunu söyledi.
“Siyasetin Dili Temizlenmeli”
“Nankörlük” gibi itham edici ve kutuplaştırıcı ifadelerin siyasetin dili olamayacağını belirten Artun, bu tür söylemlerin demokratik tartışmayı boğduğunu ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini ifade etti. Gerçekleri dile getirmenin nankörlük olmadığını vurgulayan Artun, asıl nankörlüğün resmî veriler ortadayken topluma “her şey yolunda” demek olduğunu söyledi.
“İnkâr En Büyük Kötülüktür”
Açıklamasının sonunda eleştiri ile kötülemenin farklı kavramlar olduğuna dikkat çeken Artun, inkârın ise en büyük kötülük olduğunu ifade etti. Cezaevlerinin dolup taştığı, çocukların suçun merkezine itildiği ve madde kullanımının ilkokul yaşlarına kadar düştüğü bir tabloda, bu gerçekleri dile getirenlerin değil, bunları yok sayanların ülkeye zarar verdiğini belirtti.
Anahtar Parti olarak algı siyasetine değil veri siyasetine inandıklarını kaydeden Artun, “Bu ülkeyi sevmek her şeyi alkışlamak değil; yanlışları zamanında söyleyebilme cesaretini gösterebilmektir. Gerçeklerle yüzleşmek zor olabilir; ancak ilerlemenin başka bir yolu yoktur” ifadelerini kullandı.




