Mahkeme Sürerken Mesaj Net: Üçüncüoğlu Derneği Yalnız Bırakılamaz

DAVALARIN GÖLGESİNDE KALAN KENT MİRASI TRABZON'UN EN ÖZEL ALANLARINDAN BİRİ OLAN GÜZELHİSAR KALESİ VE ÇEVRESİ, BUGÜN ÇOK BAŞLI HUKUKİ SÜREÇLERİN GÖLGESİNDE GELECEĞİNİ ARIYOR

Karadeniz’e hâkim konumu, yüzyıllara uzanan tarihi ve kent belleğindeki simgesel yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini bekliyor. Yaklaşık bin 300 dönümlük alanı kapsayan ve tarih boyunca kentin en stratejik noktalarından biri olan bölge, uzun süredir işlevsiz ve atıl bir görüntü sergiliyor.

Merkezde Ama Halktan Uzak

Trabzon’un limana hâkim yamaçlarında, Karadeniz’e karşı kenti seyreden Güzelhisar Kalesi ve çevresi; doğal dokusu ve tarihsel birikimiyle kentin en dikkat çekici alanları arasında yer alıyor. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü, hazine ve farklı kurumlar arasında yıllardır süren mülkiyet davaları nedeniyle kamuoyunda “kent balkonu” olarak anılan alan, halkın kullanımına açılamıyor.

Ganita mevkiinde yer alan ve halen askeri bölge statüsünde bulunan alan, 1960 darbesine kadar Trabzon Belediyesi mülkiyetindeyken bu tarihten sonra orduya devredildi. Devir sonrası başlayan hukuki süreçler, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin uzun yıllardır işlevsiz kalmasına neden oldu. Bir dönem askeri gazino olarak kullanılan tarihi kale ve çevresi, bugün aktif bir kamusal işleve sahip değil. Alanın büyük bölümünün askeri personel ve ailelerine ait araçlar için otopark olarak kullanılması, tepkilere neden oluyor.

Venedik ve Cenevizlilerden Osmanlı’ya Uzanan Tarih

Güzelhisar Kalesi’nin bulunduğu alan, Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlilerin imtiyaz alanları arasında yer aldı. Tarihi kaynaklara göre bölgede Venediklilere ait yapılar bulunuyordu. Osmanlı döneminde ise Trabzon Valisi Üçüncüzade Ömer Paşa, burada bir saray inşa ettirdi.

Osmanlı yapı geleneğinde kalıcı konut yapma yetkisinin devlete ait olması nedeniyle bu yapı merkezi yönetimin tepkisini çekti. Hakkında padişaha giden söylentilerin ardından Üçüncüzade Ömer Paşa, yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edildi. Bu olaydan sonra alan Osmanlı Devleti’ne geçti ancak uzun süre kullanılmadı.

İdamın ardından bölgenin halk arasında “lanetli” olarak anıldığı ve bu nedenle uzun yıllar tercih edilmediği ifade ediliyor. Rus saldırıları döneminde askeri tabyaların yer aldığı alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeniden halkın kullanımına açıldı. 1960 darbesiyle birlikte ise tekrar askeri bölge statüsü kazandı.

Üçüncüoğlu Ailesi de Davalı Taraf

Güzelhisar Kalesi’yle ilgili hukuki süreçler yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Osmanlı döneminde Trabzon Valiliği yapan Gümüşhaneli Üçüncüzade Ömer Paşa’nın torunları, söz konusu arazinin aile mirası olduğu iddiasıyla yargıya başvurdu.

Varisliklerinin tescili ve tapu kaydının, üyesi oldukları Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına yapılması talebiyle açılan dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve hazine arasında süren davalarla birlikte bölgenin geleceğini belirsizliğe sürükleyen önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Mecliste “Kent Balkonu” Çağrısı

Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi ve mimar Ufuk Hoş, belediye meclisi toplantısında Güzelhisar Kalesi ve çevresinin Trabzon için taşıdığı öneme dikkat çekti. Alanı “Trabzon’un kent balkonu” olarak tanımlayan Hoş, halkın bu bölgeden uzun süredir mahrum bırakıldığını vurguladı.

“Mülkiyet Kimde Olursa Olsun Halkın Kullanımına Açılmalı”

Güzelhisar Kalesi’nin tescilli bir alan olduğunu hatırlatan Ufuk Hoş, mülkiyetin kimde olacağının ikincil bir mesele olduğunu belirterek, alanın yapılaşmadan uzak, yeşil dokusu korunarak Trabzon halkının kullanımına açılması gerektiğini ifade etti.

Gümüşkent Gazetesi Olarak Değerlendirmemiz

Güzelhisar Kalesi ve çevresiyle ilgili mülkiyet tartışmaları yargı sürecinde devam ederken, Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin yürüttüğü hukuki mücadelenin ve temsil ettiği tarihsel mirasın göz ardı edilmemesi gerektiğini Gümüşkent Gazetesi olarak önemle vurguluyoruz. Mahkeme süreci henüz sonuçlanmamış olsa da, bu süreç devam ederken alanın geleceğine dair yapılacak değerlendirmelerin ve kamuoyuna yansıyan sosyal alan projelerinin hiçbir tarafı dışlamayan bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Trabzon adına bir sosyal alan, kent balkonu ya da yeşil alan projesi düşünülüyorsa; bu sürecin yalnızca kamu kurumları arasında değil, davada taraf olan Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticileriyle istişare edilerek, ortak akıl çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dernek yöneticilerinin yalnız bırakıldığı ya da yok sayıldığı bir planlama anlayışının, ilerleyen süreçte yeni hukuki ve toplumsal tartışmaları beraberinde getirmesi kaçınılmazdır.

Güzelhisar Kalesi gibi Trabzon’un hafızasında özel bir yere sahip alanların geleceği, yargı süreci tamamlanana kadar sağduyu, diyalog ve uzlaşı temelinde ele alınmalı; bu değerli miras günübirlik yaklaşımlarla değil, kentin ortak yararını gözeten kalıcı bir vizyonla değerlendirilmelidir.

Exit mobile version