DEVA Partisi Gümüşhane İl Başkanı Çakır’dan İhale Tepkisi
“İstisnai Yetkiler Rutin Hale Getirildi, Devlet Zarara Uğratılıyor”
Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Gümüşhane İl Başkanı Hamza Çakır, birçok kamu kurumunun ihale mevzuatında yer alan olağanüstü hal hükümlerini istismar ederek kamuyu zarara uğrattığını ileri sürdü. Çakır, doğal afet ve salgın hastalık gibi istisnai durumlar için öngörülen yöntemlerin, olağan dönemlerde rutin uygulamaya dönüştürüldüğünü savundu.
“Bu Millete Büyük Kötülük Yapılıyor”
İhale yasasında yalnızca olağanüstü durumlarda uygulanması gereken usullerin sürekli kullanılmasını sert sözlerle eleştiren Çakır, şunları söyledi:
“Üzülerek ifade etmeliyim ki, istisnai durumlarda kurumlara verilen yetkiyi rutin hale getirenler bu millete büyük kötülük yapmaktadır. Doğal afet ve salgın hastalık gibi beklenmedik durumlar için çıkarılan kanun, ihale dağıtmanın tek yöntemi haline getirilmiştir. Millete kemer sıktıranlar, rantiyenin kemerine durmadan delik açmaktadır. Ayıptır, yazıktır, günahtır! Allah’tan korkun!”
Tek Tek Sıraladı: “Bu Şehir Afet Bölgesi mi?”
Çakır, olağanüstü haller için çıkarılan kanunun olağan dönemlerde kullanıldığını iddia ettiği kurum ve işleri tek tek sıraladı. İddialarına göre;
- İl Özel İdaresi, kilit parke alımını açık ihale yapmadan gerçekleştirdi.
- Öğretmen Akademisi onarım işi için aynı yönteme başvurdu.
- Şiran Belediyesi, içme suyu isale hattı ihalesinde istisnai maddeyi kullandı.
- Kelkit Devlet Hastanesi ışıklı tabela,
- Kürtün Orman İşletme Müdürlüğü istinat duvarı,
- İl Sağlık Müdürlüğü ASM onarımı,
- Gümüşhane Devlet Hastanesi korkuluk ve zemin kaplaması,
- Şiran Devlet Hastanesi çevre düzenlemesi,
- Kürtün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü elektrik işleri için aynı kanun maddesine dayandı.
Tekke ve Bahçeli belediyelerinin de benzer yöntemleri kullandığını öne süren Çakır, şu ifadeleri kullandı:
“Bu şehirde doğal afet veya salgın hastalık var da biz mi duymadık? Yapılan ihalelere bakılırsa Gümüşhane büyük bir afet ve salgın tehdidi altında. Korkarım bu gidişle şehri karantinaya alacaklar.”
“50 Milyonu Aşan Bir Tutar Söz Konusu”
Ülkenin ekonomik olarak zor bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Çakır, iddialara konu olan işlerin toplam bedelinin 50 milyon lirayı aştığını savundu.
“Bu alanı ‘Yağma Hasan Böreği’ne çevirmek hukuk devletinde kabul edilemez. Bu iş ve işlemleri denetleyecek bir mekanizma yok mudur? Yoksa kadayıfın altı gibi üstü de mi yanık?”
Asgari ücretli ve emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığına vurgu yapan Çakır, kamu kaynaklarının bu şekilde kullanılmasını “fütursuzluk” olarak nitelendirdi.
“Hamaset Değil, Hesap Verilebilirlik”
Son günlerde kamuoyunda tartışılan “Süleyman ve Sinan” benzetmelerine de değinen Çakır, eleştirilerini şu sözlerle tamamladı:
“Vatandaşa hamaset satılıyor. Gelin siz doğal afet ve salgın hastalıklar üzerinden örülen bu menfaat mimarisine bir bakın. Dünyada böyle bir mimari var mı? Sinan ona denir ki, doğal afet cetveliyle ahtapot temalı menfaat düzeni kursun. Süleyman ona denir ki, bunları makam ve mevkiyle taltif etsin.”




