Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 2 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan Gümüşhane’deki geniş kapsamlı maden sahası ihalesi, kentte sivil toplum kuruluşlarının tepkisini beraberinde getirdi. İhale kapsamında il sınırları içerisindeki çok sayıda köy ve yaylayı kapsayan geniş alanların maden ruhsatı verilmek üzere satışa çıkarılacağı belirtiliyor.
Sürecin özellikle su kaynakları, tarım alanları, arıcılık faaliyetleri ve yayla yaşamı üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği yönündeki değerlendirmeler, Gümüşhane kamuoyunda endişeleri artırdı.
“Doğal Miras Risk Altında” Uyarısı
Sivil toplum kuruluşları temsilcileri tarafından yapılan ortak açıklamada, Gümüşhane’nin doğal yapısının geri dönüşü zor bir süreçle karşı karşıya kalabileceği vurgulandı. Yer altı su kaynaklarının kirlenmesi ihtimali, tarım ve hayvancılıkla geçinen bölge halkı açısından en önemli risk başlıklarından biri olarak gösterildi.
Bölgenin önemli geçim kaynakları arasında yer alan arıcılık faaliyetleri ve “bal ormanları”nın da maden çalışmaları nedeniyle zarar görebileceği ifade edilirken, bunun yerel ekonomi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği dile getirildi.
Ekonomik Katkı ve Çevresel Risk Bir Arada
Öte yandan maden yatırımlarının bölgeye kısa vadede ekonomik hareketlilik kazandırabileceği, istihdam ve altyapı yatırımları açısından bazı fırsatlar oluşturabileceği değerlendiriliyor. Devlet gelirlerine ve yerel ekonomiye dolaylı katkı sağlanabileceği ifade edilirken, bu sürecin kontrollü yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Buna karşın su kaynaklarında kirlenme ve debi azalması, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde verim kaybı, yayla ve köy yaşamında ekolojik dengenin bozulması gibi riskler de gündemdeki yerini koruyor. Uzun vadede ise kırsal nüfusun azalması ve ekonomik zayıflama ihtimaline dikkat çekiliyor.
“Şeffaf ve Bilimsel ÇED Süreci” Talebi
STK temsilcileri, ihale sürecinin yeniden değerlendirilmesini, bölge halkının görüşlerinin alınmasını ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin bilimsel ve şeffaf esaslara göre yürütülmesini talep ediyor. Açıklamada, ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirlik arasında denge kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Sürecin En Kritik Noktası: Uygulama Modeli
Değerlendirmelerde, asıl belirleyici unsurun maden faaliyetlerinin yapılıp yapılmamasından ziyade hangi koşullarda yapılacağı olduğu ifade ediliyor. ÇED süreçlerinin yüzeysel kalması halinde kısa vadeli ekonomik kazanımların uzun vadeli çevresel kayıpların gölgesinde kalabileceği belirtiliyor.
Gümüşhane’de Tartışma Büyüyor
Gümüşhane’deki maden sahası ihalesi, yalnızca ekonomik bir yatırım süreci olarak değil, aynı zamanda kalkınma ile çevre koruma arasındaki denge arayışı olarak değerlendiriliyor. Sivil toplum kuruluşları ise sürecin daha katılımcı, şeffaf ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade ederek ortak hareket çağrısını sürdürüyor.




