Gümüşhane’nin ekolojik ve turistik değeriyle öne çıkan İkisu Vadisi’nde planlanan kalker ocağı projesi, bölge halkını yeniden harekete geçirdi. Hasköy ve Boyluca köyleri arasında kurulmak istenen tesise karşı birleşen muhtarlar ve vatandaşlar, “Taş ocağı istemiyoruz” diyerek tepkilerini güçlü şekilde dile getirdi.
Vadi Halkı Teyakkuzda
İkisu Vadisi’nde planlanan kalker ocağı projesi, doğa, su kaynakları ve yaşam alanları üzerindeki olası etkileri nedeniyle bölge halkının tepkisini çekti. Daha önce de benzer girişimlere karşı bir araya gelen muhtarlar, sivil toplum temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri, aynı kararlılıkla yeniden buluştu.
İkisu Tersun Artabel Vadisi köy muhtarları, halkın büyük rahatsızlık duyduğunu belirterek süreci endişeyle takip ettiklerini ve projeye karşı olduklarını açık bir şekilde ifade etti.
“Bu Proje Yaşam Alanlarına Müdahaledir”
İkisu Tersun Artabel Vadisi Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Cengiz Günday, yaptığı açıklamada projenin yalnızca bir yatırım olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada yalnızca bir proje hakkında konuşmak için değil, yaşam alanlarımızı, doğamızı ve geleceğimizi savunmak için bir araya geldik. Halka rağmen alınan ÇED kararları kabul edilemez. Bu proje; toprağımıza, suyumuza, havamıza ve yaşam biçimimize doğrudan müdahaledir.”
“Yaşam Alanlarımıza Dinamit Atılıyor”
Projenin teknik boyutlarına da değinen Günday, yıllık 1 milyon 500 bin ton üretim kapasitesi, yılda 100 patlatma ve her patlatmada kullanılacak 2 bin 646 kilogram patlayıcının yaratacağı tahribata dikkat çekti.
Bu durumun; dağların parçalanması, yeraltı sularının zarar görmesi, köylerin sürekli sarsıntı altında kalması ve oluşacak toz nedeniyle tarım alanlarının yok olması anlamına geldiğini belirten Günday, yoğun kamyon trafiği ve gürültünün de köy yaşamını olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
“Ruhsat Süresi Belirsizliği Endişe Veriyor”
Ruhsat süresine ilişkin belirsizliklerin de dikkat çekici olduğunu vurgulayan Günday, “10 yıl deniyor ancak ‘gerekirse uzatılabilir’ ifadesi yer alıyor. Bu, nesiller boyu sürecek bir tahribat anlamına gelebilir” dedi.
Halkın rızası olmadan hiçbir projenin meşru kabul edilemeyeceğini dile getiren Günday, yetkililere çağrıda bulundu.
“Daha Önce Reddedilen Proje Nasıl Onaylandı?”
Daha önce aynı alana ilişkin başvuruların; yerleşim yerlerine yakınlık, su kaynaklarına etkisi ve tarımsal üretime vereceği zarar gerekçeleriyle reddedildiğini hatırlatan Günday, sürecin yeniden gündeme gelmesini ve kamu kurumlarının projeye nasıl onay verdiğini sorguladı.
“Değişen ne oldu da şimdi bu ÇED raporuna olur verildi?” sorusunu yönelten Günday, kamu kurumlarının bu projeyle Gümüşhane’ye nasıl bir hizmet sunduğunun anlaşılmadığını ifade etti.
Turizm Potansiyeline de Dikkat Çekildi
Bölgenin turizm açısından önemli değerler barındırdığını belirten Günday, Karaca Mağarası, İkisu Mağarası, Arılı Mağarası, Ayazma Traverteni, Ecel Taşı ve Artabel Tabiat Parkı gibi alanların oluşturduğu turizm rotasının taş ocaklarıyla zarar göreceğini söyledi.
“Taş ocaklarının gölgesinde bir Turizm Master Planı’nın anlamı olmaz” diyen Günday, doğal değerlerin korunması gerektiğini vurguladı.
“Doğa Yok Olursa Yaşam da Yok Olur”
Açıklamasının sonunda net bir mesaj veren Günday, kalkınmaya karşı olmadıklarını ancak doğayı yok eden projeleri kabul etmeyeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Biz kalkınmaya karşı değiliz. Ama doğayı yok eden, insanı yok sayan bir anlayışı kabul etmiyoruz. Unutulmasın ki; doğa yok olursa yaşam da yok olur. Hep birlikte toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkacağız.”





